Genel

Aşk Neden Hesaplanamaz ?

Aşk neden hesaplanamaz ?
Eros aşk okunu kime neden fırlatır ?
Kime aşık olacağımıza bilinçaltımız nasıl karar verir ?
Aşk hesaplanamaz.  
Bazen gidip en olmadık insana aşık oluruz ve neden aşık olduğumuzun izahını kendimize bile yapamayız.
Üstelik süreç istediğimiz gibi ilerlemezse hırçın ve fırtınalı dönemlerimiz başlar.
Yoğun duygularımızla başetmek yeni maceramız olduğunda;
Ayıkla pirincin taşını !
Hazırsanız kontrolden çıkışa geçiyoruz :
Öfke nöbetleri, özlem, yoğun ilgi ihtiyacı, hayranlık, sevgi, yetersizlik veya gelecek endişesi…
Şimdi nasıl çözülecek bu aşk meselesi ?
İncelediğim vakalarda; eğer bir aşk özellikle ailemizde gördüğümüz veya göremediğimiz izlerden bir parça taşıyorsa bu kişi unutulmaz oluyor.
Yıllar geçse de, o kişi evlense de bilinçaltı bu konuyu çözmek için ipin ucunu bırakmıyor.
Unuttuk zannediyoruz, ancak unutmuyoruz.
Su uyur bilinçaltı uyumaz…
Dahası bu kişide bu kodları çözemezsek o kişinin bir benzerini yaratıp, bedenimizde aynı duyguları tetikleyerek yine asıl konumuzu çözmeye uğraşıyoruz.
Peki nedir bu asıl konu ?
Aslında tetikçi görevi üstlenen başka bir insan üzerinden, kendi yaramızı iyice deşerek, kökten tedavi ve kalıcı huzur arayışı içindeyiz.
Örnek vaka ?
Teorik konulardan yaşanmış bir olaya geçelim:
Bir gün haftasonu açtığımız bir seminer sonrası katılımcılardan biri yanıma yaklaştı ve sordu ?
Demet seninle özel çalışabilir miyiz ?
Tabi çalışabiliriz…
Çalışma günü geldi, danışan içinden geçtiği süreci anlatıyor, ben de dinliyorum :
-Sevgilimle ayrıyız. Uzun süredir görüşmüyoruz. Ne yapacağım bilmiyorum …
-Peki sevgilin nerede, neden ayrısınız ?
-Hapiste.
-( ??? )
Hapis ?
-Evet hapiste.
(Kafamda deli sorular ? Sevgilisi ne yapmış olabilir ? Bir kadın potansiyel suçlu bir insana hangi şiddette hayranlık duyabilir vs.)
Meselenin özünü dinlediğimde hikaye şöyleydi :
Vaktiyle annesi taze gelinken, hayatını adamak için evlendiği adam, başka bir kadını (bir akrabasını) korumak için bir kavgaya giriyor ve hapse düşüyor.
Taze gelin ise başka kadın için hapse giren kocasını yıllar yılı affedemiyor, kızı ise bu kayıtları bilinçaltında tutarak (aşk budur kayıtları) bu sürecin çok benzeri bir aşk yaratıyor.
Üstelik ilk tanıştıklarında adam hapiste falan değil, sonradan mafyatik işlere girip kısa sürede hapis realitesi yaratılıyor.
Bilinçaltı çalışıyor !
Bitti mi bitmedi : Aşık olunan adam, hapis hayatının ortasında başka bir kadın daha yaratıyor ve bu kadına duygusal & finansal olarak sahip çıkıyor. 
(Babasının akrabasına sahip çıkması)
Bizim kız çözülmemiş aile kodlarının ortasına düşmüş ancak farkında değil.
Onu affedemiyor !!!
Bu hikayede zaman zaman ayrılıyorlar, sonra geri barışıyorlar. Süreç hiç sonlanmıyor.
Dedim ki, ayrılamazsın ! 
O senin kaderinin düğümlendiği karmik aşk !
O senin için her şey …
Dünya bir yana o bir yana …
İşte mantıksal olarak aşık olunası bir tarafı olmayan ve bizi yerden yere vuran insanlara; deli-divane olup bağlanmamızın altında aile kodlarımızın uzandığına bir örnek.
Bilinçaltı geçmişten gelen parçaları birleştirip aşk çapası atıyor.
Bu örnek biraz ekstrem bir örnek ancak hayatın içinde yaşanan gerçekler …
Kişi bu aşktaki düğümleri çözdüğünde bir nevi kaderinin düğümlerini çözmüş gibi hissedecek ve ruhu huzura erecek…
O kişiyi hiç mi sevmiyoruz? Elbette aramızda güçlü bir sevgi titreşimi oluyor ancak bu kişiyi özel ve vazgeçilmez kılan farkedemediğimiz nedenlerin altını çizmek istedim.
Herkesten vazgeçiyoruz, onlardan vazgeçemiyoruz…

Bilinçaltının geçmişten gelen parçaları birleştirip aşk çapası atması :

Bu kapsamda sadece ailede çözülmemiş aşkın aynısını yaratmak söz konusu değil, geçmişte yaşadığınız ve travmasını atamadığınız büyük bir aşkın da benzerini 
(bu defa çözmek için) yaratmış olabiliriz. Hatta bir öğretmenimizle, patronumuzla dahi yaşadıklarımız çözüm bulmak için yeniden vücut bulacaktır :
-Sizinle aynı memleketten birisi ile tanışmak (kaderim)
-Anneniz gibi yemek yapması (aradığım ev sıcaklığı)
-Babanız gibi para kazanması (para böyle kazanılır)
-Babanız cesur değilse tıpkı onun gibi korkak olması (öfke ve çözmem gereken konular)
-Anneniz sizi övgüleriyle şişiriyorsa onunla aynı dili kullanması… (aradığım ilgi ve sevgi)
(..cümleleri yuvarlıyorum …)
-Onun gibi maço olması 
-Onun gibi yakışıklı olması (erkek dediğin ..)
-Onun gibi popüler olması
-Onun gibi zeki olması (hayran olunacak nedenler)
-Onun gibi alkolik olması (sorumluluktan kaçması)
-Onun gibi sizi aldatması (aynı travma deneyiminin tekrarı)
 … gibi gibi.. bir yığın benzerlik yakalamanız mümkün  …
 
 
Çözüm Süreci :
Şu an bir zaman tüneli açılsa, bebeklik halimizin bulunduğu odaya geçiş yapsak ve ne yaşandığına yeniden şahit olsak … 
Neyseki hipnoz çalışmaları var bizi bir miktar geçmişe götürebiliyor…
 
Bir zamanlar küçük ve masum bir bebektik ve bizi annemiz beslerdi.  
Bu besleme sadece fiziksel (süt) olarak değil, duygusal alanda da gerçekleşiyordu.
Yani annemizin duygularından da besleniyorduk.
Küçük bir bebeğin aurası annesinden akan duygusal aurayı özümser.
Bu koşullarda bireysel kalıp (kayıtsız ve nötr) kendini bu yoğun duygu fırtınasından soyutlayamaz.
 
Bu vakada en basit haliyle çözüm şudur:
Annemin aşk olarak yarattığı realitenin farkındayım ve yine farkında olarak bu yaratımdan özgürleşiyorum. Şimdi kendi aşk realitemi bilinçle kendim tasarlıyorum.” demek ve eyleme almak …
(Ya bu aşk normale döner yada yeni aşk realiteye düşer)
 
Bu danışanla farkındalık ve olumlama sonrasında birlikte olumlu aşk hayalleri kurgulayacaktık ki çalışmalar yarım kaldı.
Baba hasta oldu … Ameliyat üstüne ameliyat …
Şifa çalışırken böyle blokajlar olabiliyor.
O sebeple babayı affedip özgür bırakmak çok önemli.
Amacımız babayı cezalandırmak değil, bütünün hayrını tutturmak .
Şifa çalışırken günah keçisi aradığımızda ve (x) kişisini suçlama yoluna gittiğimizde o kişi gelip şifaya ket vurabiliyor.
(Aslında o da şifa arıyor… Beni affedin ve bu acıdan azad edin diyor.)
Çünkü suçlama hali, içinde çözüm barındıran bir durum değil. 
Suçlamak : düğüm atmak !
İşte bütün bu duygularımızın farkında olmak ve bu alanı yönetmek için dışardan nötr şekilde konumuzu ele alan bir rehbere ihtiyacımız olabilir …
İnsan kendini görebilecek şekilde tasarlanmamıştır. Ya aynaya bakması lazım yada göldeki yansımasına…
Bunlar da yoksa nasıl göründüğüne dair güvendiği birisinden fikrini alır ya hani …
Bir de kendimizdeki eksik parçayı tamamlayan aşklar var ki bu da tekamül yolunda karmik aşklar kapsamına giriyor 
Hepinizi seviyorum, ruhunuz huzur bulsun  ♥  
Sevgilerimle,
Demet Yıldırım

www.demetyildirim.com

@layaholistic

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir